2018 Mayıs ayında, Beyoğlu Tophane’de yer alan ‘Plan B’ adlı bir performans/sergi salonunun ev sahipliği yaptığı ressam Avni Akmehmetoğlu ile yazar Ezgi Özsan iş birliği ile bir sergi projesi gerçekleşti. “Beti Mizrahi’nin Evi” olan bu mekanda ‘Kapı Aralık’ başlıklı bu serginin iç mekanını düzenleyen (küratör) Özsan ve ekibi aynı zamanda ise resim sergisinin metinlerini yazarak sergi kitapçığı hazırladı.
SERGİ FELSEFESİ:
Bir arzu nesnesi olan ‘Ev’, tekinsizlik kavramını doğurur. Beklenmeyen misafirler ile sanatı buluşturan bu sergi ise tekinsizliği ortadan kaldırmak, arzuları yıkmak ve devrimci bir iç güdü ile beklentileri hiçlik ile yer değiştirmektedir. Böylece şaşırtıcı buluşmalara alan açan sergi evi, daha geniş ‘yaratıcı’ ağ içerisinde yer alan dinamik ve disiplinlerarası insanları bir araya getirmeyi planlıyor. İnsan odaklı ve mekân odaklı topluluk geliştirme yaklaşımımız serginin ana amacı haline geliyor. Dünya’yı bir süreliğine ‘evsiz’ yapmak mümkün mü? sorusunu gündeme getiriyor. Böylece, bu sergi ‘Görme Deneyimi‘ sayesinde ‘Ev’ kavramının silikleştiği, kimliksizleştiği bir mekanda ‘bir olmak, kültürleri şeffaflaştırmak, sadece birey kalmak’ mümkün mü? sorusu eşliğinde sürüyor. Çünkü ait olunmayan ya da beklenmeyen yerlerde sanat var olabilir. Bu dünya için de geçerlidir. İnsanı ana parçası/amacı haline getiren bir dünyada dil, din, ırk ya da kişilik özelliklerinin silinmesi an meselesi sayılır. Dolayısıyla, dışarısı/içerisi ikilemini çözerek sadece ‘insan’ olarak dünyayı ileriye taşıyacak yaratıcılığın kaynağı, yani fikirleri üstüne konuşabilecek ortamı yaratabilir. Bunu sağlamak için ise gerekli olan tek şey öğretilmiş olan kalıpların yıkılması ve yenilikçi bakış açısına doğru dönüşmesidir. “Düşünülmemiş bilgi” üzerine düşünmeye cesaret etmektir.
EVSİZ YENİ DÜNYA NEDİR? VE NASIL KEŞİSEN DÜNYA’YA DÖNÜŞÜR?
Kaybedilmiş bir yer yoktur. Eğer kendi evimizin dışını önemsersek hiçbir şey kaybetmiş sayılmayız. Gerçekliğin fiziksel algısındaki kodlamayı değişime uğratan bu türden bir yaklaşım, zamanla doluluk/kütle üzerinde boşluğa değil, o boşlukla yer değiştiren yaşayan sanat galerisi diyalektiği ile o doluluğu kurgulayan insanlar haline gelmektedir. Yenilikleri keşfetmek üzerine başlatılan bu kolektif hareket, kültürlerarası insanları çağırarak tek bir kişiye aidiyet duygusu yaşatan ‘Ev’ içerisinde buluşturarak mahremiyeti göz ardı edecektir. Etrafımızdaki boşluğu sadece bir eleman olarak kullanmak mümkündür. Dünya’nın görünen kuralları ve bölümü ile yetinmeyerek dışarıdan görünenin ardındakine ‘Kapı Aralayan’ bu sergi eşliğinde yeni bağlamlar oluşturarak, mekan, zaman, denge ve uzam kavramlarının üzerinden yeni bir gerçekliğe doğru uzanmaktır.
İzleyici, çevresini sanat eserleri ile çevreleyen ‘ev’ ortamında sanat ile arasındaki sınırları eriterek otoritesini kaybeden kuralların dışına çıkacaktır. Nesne ve zamanla yerini algılatmaya, hatta algılatır olanın dışında bir gerçekliğin olup olmadığını sorgulaması için ise böyle bir temsile ihtiyacı vardır. Var olan yerine, var olmayanın işaret ettiği sanat eserlerine baktıktan sonra yavaş yavaş diğer odaları merak edecek, kurallar esneyecek, paylaşımlar artacak ve daha sonra sosyal, kültürel ve çevresel meselelere kolektif bir şekilde çözüm üretilmesini sağlayan bir açık sosyal inovasyon laboratuvarı haline gelecektir.
YAKLAŞIMIMIZA DAİR:
İnsanların varolan arayışlarını ve dünyanın onlara dayattığı kuralları değiştirmek ve dönüştürmek için mekanda “Boşluk” karşısında “Doluluk” affediyoruz. Buradaki amacımız, doluluğu görmezden gelerek -ki doluluk burada sanat eserleridir, bunun yerine boşluğa -evin geri kalan yerleri- odaklanarak aslında öğretilmiş gerçekliğin değişmesini sağlamaktır. Eğer ki boşluk kavramını yeni bir sayfa, üzerine düşünülecek yeni fikirler ve birlik bilinci ile doldurabilirsek, bu kez yepyeni bir dünya kurabilme şansımız ve dünyayı daha ileriye taşıyabilecek yeni bir düşünce sistemi yaratmamız mümkündür.
Lau Tzu, ‘Yol ve Erdem’ adlı kitabı; “Otuz çubuk tekerleğin ortasından birleşir, ama onu döndüren aralarındaki boşluktur. Bir odanın duvarlarına kapı ve pencere yapılır. Ancak asıl işi gören odanın boşluğudur. Çünkü bütün bileşen öğelerin yararı vardır. Yine de işlevi boşluk görür.” diye yazar. Dünyayı yok etmek elimizdedir. Ama onun yerine ötekileştirmek, kutuplaştırmak değil, farklılıkları bir araya getirmek, tartışan, eleştiren kişilikler yaratarak aslında hem özgün hem de birbirimizden hiçbir farkımız olmadığını anlatır.
Etkinlik ÜCRETSİZDİR.